futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2012 Pazar

Emre Hasan Balcı

Bir futbolcu düşünün, oynadığı takımda formayı tüm gücüyle savaşarak oynasın. Bir futbolcu düşünün, terinin son damlasına kadar sahada adım atmadık yer bırakmasın. Bir futbolcu düşünün, her an skora etki ederek takımının en zor maçlarında gol atsın. Bir futbolcu düşünün ki attığı gol ile çocukların rüyasını süslesin. Bir futbolcu düşünün küçüğünden büyüğüne bütün taraftarların adeta sevgilisi olsun, sempatisini kazansın. 

Lafı uzatmaya gerek yok, bahsettiğim futbolcu: Emre Hasan Balcı. 

Hani bazı futbolcular vardır, yıllar geçer, ama o futbolcular hep hatırlanır. "Ya şöyle bir futbolcu var" denir, bir şekilde bahsi geçer, Emre Hasan Balcı da öyle bir futbolcu. Yıllar henüz geçmedi lakin yıllar sonra bu güzel futbolcunun bahsi çok fazla yerde geçecek. O nerede oynarsa oynasın, hangi lig de oynarsa oynasın oyun anlaşıyla, oyunun kaderini değiştirme gücüyle, sempatisiyle hep gönlümüzde olacak.

"Herkes bizden iyi oynayabilir ama kimse bizim kadar inanamaz" sözü anonim bir türkü misali her yere yayılacak. Bu olacak. Efsane olmak budur, bu adam Demirspor'un efsanesi olacak. Kim ne derse desin, olacak! 

Emre Hasan Balcı sen bu takımın temelisin. Sözlerinle, sempatinle bu takıma çok fazla şey kattın. Zamanla çok daha fazlasını katacaksın. Bunu yapabilecek potansiyelin fazlası var sende...

Yeter ki inanalım usta! Kimse bizim kadar inanamaz, inanalım yeter ki! 

Güzel günler göreceğiz! Güneşli günler...



7 Eylül 2012 Cuma

Günümüzde Futbol

Futbol bugün Dünya'da en çok takip edilen spor. Futbolu bu kadar çok takip edilir kılan ne peki; diğer spor dallarından olan bir sırıkla atlama,  okçuluk, yelkencilik neden futbol kadar ilgi görmüyor?

Aslında bu tarz soruları çoğaltabiliriz. Buna verilebilecek en iyi cevap kanımca futbolun aslında hayatımıza çok fazla benziyor olmasıdır. Öyle ki futbolda hayatta olduğu gibi başınıza ne geleceği asla belli değildir, gol de atabilirsiniz gol de yiyebilirsiniz, kırmızı kart görüp oyundan atılabilirsiniz (ölüm).

  Futbol doksan dakika bir oyundur, istisnaları olmakla birlikte belirli bir zaman diliminde oyun oynanır ve biter. Hayatta öyledir. Günümüzde ortalama insanların yaşam süresi belli, oynuyoruz ve bir şekilde bu oyun bitecek bunu da biliyoruz. Yeri geliyor sakatlanıyoruz, düşüyoruz, kalkıyoruz.

Hayatta şans faktörü çok önemlidir. Tesadüfler hayatımıza kabul etsek de etmesek de yön verir. Futbol içinde şans faktörünü yadsıyamayız.  Yaşam içerisinde her daim "iyi" olanlar kazanmadığı gibi futbolda da her daim "iyi" olanlar kazanmaz. İyi olmak kazanmak için yeterli değildir ikisinde de... Bazen kötü olmana rağmen kazanırsın. Bazen çok iyi olmana rağmen kaybedersin.

Tüm bunlar aslında futbolun amatör ruhunu besleyen şeyler. Futbolla hayatın benzerlikler göstermesi, futbola olan ilgiyi her daim diri tutuyor. Gün boyunca akşama kadar demir döven bir demirci ustası tribünlerde atkısını boynuna doladığı takımı kazanınca yaşamın tüm ağırlığını üzerinden atıyor. Keyifleniyor, heyecanlanıyor, hüzünleniyor, kazanıyor,  kaybediyor. Yaşama dair nice duyguları yüreğinde hissediyor.

Peki ya amatör ruhu kaybedince ne oluyor?

Futbol çirkinleşmeye başlıyor.

Futbol Dünya'da neredeyse her yerde bir pazarı ekonomisi olan bir spor.

Modern futbol da bu gerçeğe göre şekilleniyor. Futbol sektörleşince, şirketler, reklamlar futbola daha çok hakim oluyor. Taraftarlar taraftar değil de "müşteri" olarak algılanıyor. Bu noktada futbol ile hayatın benzerliği birbirini kaybediyor zira futbol samimiyetiyle beraber heyecanını yitiriyor bu noktadan sonra... Akşam maça giden demirci ustası sahada oynanan oyunun gerçekten de oyun olduğundan şüphe etmeye başlıyor, futbol bir oyun değil de rant aracı hâlini alıyor. Böyle olunca taraftar kendisini taraftar gibi hissedemiyor çünkü aklına hemen kendisinin orada olmasının aslında tamamen "maddi bir değer" ifade ettiğini düşünüyor. Bu da futbolun tüm o albenisini yitirmesini, çirkinleşmesine neden oluyor.

Velhasıl-ı kelam futbol hayata benzediği için amatörlükten beslenen bir spordur. Futbolun amatör ruhunu içerisinden alın tüm o heyecanı kaybolur. Yerine reklam bombardımanları, cebini doldurmayı bekleyen bir takım insanlar gelir. Çirkinleşir bu güzel spor.


Bu yüzden yaşasın amatör futbol diyorum. Yaşasın amatör ruhlu takımlar. Yaşasın amatör ruhlu "gerçek" taraftarlar.

Yaşasın demirci ustaları...

16 Temmuz 2012 Pazartesi

ANDRES ESCOBAR


 İzlediğiniz gol belki de bir futbol karşılaşmasında vuku bulan en hüzünlü gol. Golü atan futbolun centilmeni  yani el capellero futbol … Kolombiyalı uyuşturucu kartellerinin gölgesinde olan Kolombiya milli takım oyuncusu  Escobar 1994 Dünya kupasında ABD- KOLOMBİYA maçında kendi kalesine gol attığı için arkasından kalleşce vurularak öldürülür. Escobar ölümüne sebebiyet veren golden once Milan’dan teklif almış belki de dünya’nın en iyi defans oyuncudur…Hayatında kendi kalesine attığı tek gol sonucu başına böyle üzücü bir gelen Escobar Dünya’da bir simge halini alır bir süre sonra.  




"Futbol asla sadece futbol değildir" sözüne cuk oturan bir olay bu. Escobar öldü ama şu bir gerçek ki 27 yaşında henüz hayatının baharında, futbolu çirkinleştirmek isteyenlere karşı bir duruş olarak ismi hep yaşayacak. Futbol tüm o çirkinlik bozuntulara karşı hala bir güzel oyunsa bu da attığı golden sonra "hayat devam ediyor" açıklaması yapan Escobar'lar yüzündendir..



Adana Demirspor formamın arkasına ismini yazdırmak istiyorum en kısa zamanda "ANDRES ESCOBAR" diye. Hayat devam ediyor Escobar ve biz hala futbolun güzelliğini seviyoruz... Futbolun güzel bir "oyun" olduğuna inanıyoruz.  

Unutulmayacaksın güzel insan.



30 Nisan 2012 Pazartesi

Futbol Sektörü

 3 Temmuz 2011 tarihinde bu ülke çok farklı bir sabaha uyandı. Şike operasyonu kapsamında yapılan gözaltılar insanların bir süredir düşündüğü ama dillendiremediği bir gerçeğe işaret ediyordu. Sürecin gelişimi sırasında vardı biraz umudumuz, bir şeylerin düzelebileceğine olan inancımız, şimdi bakıyorum da ne kadar safmışız.


 Hangi takımı tuttuğunuzun bir önemi yok, Türk futbolu endüstriyelleşen futbol karşısında şike ve bahis mafyalarının, reklam sektörünün kurbanı olmuştur. Bugün Tff tarafından yapılan açıklama da bunun sosudur. Başka bir şey değildir.




Futbol geliştikçe futbolun bir parçası olan taraftarları kendi kültüründen uzaklaştırdı. Kulüp yöneticileri taraftara müşteri olarak bakmaya başlayınca bu büyük bir "sektör" olan futbol sektörünün tüm kılcal damarlarına yansıdı. Takıma gönülden bağlı olan taraftar, taraftar  değil de müşteriydi zira, takımı kazandıkça forma satın alan, evine kablo çeken biriydi. Tamamen dolar işaretiydi taraftar. Onun gönülden bağlı olduğu kulüp ile olan ilişkisi de tamamen maddi bir yöne çekildi. Stadlarda satılan biletler fahiş fiyatlarla satılmaya başlanıldı. Bu ülkede özellikle dar gelirli ailelere stadların kapası kapatıldı. Hayatında stada gitmemiş, avmlerden çıkmamış insanlardan bir futbol kültürü yaratılmaya çalışıldı suni gündemler yaratılarak.  Daha sonra deplasman yasaklarıyla, neresinden bakılırsa bakılsın kafkavari bir yöne çekildi futbolumuz.


 Şimdi bakıyorum da, mütemadiyen yapılan ve adına play off denilen sistemin sakat ürünü olan derbilerle taraftarlık duygusu şişirilerek, insan olduğu unutturulan, bol doz verilen holiganizm ve rekabet pohpohlanan bir nesil geliyor. Her türlü küfrü kendine mübah gören bu nesil ait olduğu takımın da müşterisinden başka bir şey değil.



 Bugün yapılan açıklamayla bu ülkede şike sonucu küme düşme cezasının kaldırılması da içinde bulunduğumuz komikliğin ve acziyetin dışavurumundan başka bir şey değildir. Bu kararla kamu vicdanı derin bir yara almıştır. Hukuk adına bir şeyler görmek isteyen insanlarda derin bir tiksinti duygusu oluşturmuştur.


 Norveç'in 3. liginde herhangi bir maçı izlerken daha çok zevk alıyorum artık sayenizde. Umarım içine girdiğiniz çirkef bataklıkta boğulursunuz. Adi insanlar.


Türk futbolunu reklam aralarında kaybettik biz.



Not: Maça girerken " Abi stada 1 biletle 2 kişi girelim mi?" diye soran varoş çocukları gördükçe mutlu olan ve yıllardır 2.lig de bulunan bir takımın taraftarıyım. Tüm bu yaşananlara baktıkça iyi ki bu rezil ligde değiliz diyorum. Adana Demirsporluyum.